top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıNoor Tribe

Meditasyonun Modern Bilimdeki Yeri

Düşünmek, insanoğlunun en büyük hediyesi ama kontrolümüzden çıktığında da daha ziyade eziyeti. Günlük yaşamda izlediğimiz düşünce paterni, ya geçmiş olayları analiz etme ya da geleceği planlama yönünde. Geçmişi değiştiremeyeceğimiz ve geleceği öngöremeyeceğimiz için de, ya pişmanlık ve suçluluk, ya da endişe ve kaygı getiriyor, bilincimizi daraltıyor.

Orta vadedeki getirileri panik atak, depresyon, anksiyete.


Düşünce gücünün insana açtığı kapılar sınırsız, bu yüzden farkındalıklı düşünmek çok değerli. Zihni tarafsız bir yerden izlemek, düşüncelerin hikayesine kapılmamak bedensel, psikolojik ve ruhsal getirileri kıymetli. Bu amaca hizmet eden meditasyon; son yıllarda modern tıpta da yerini almaya başlamış binlerce yıllık kadim bir pratik.


Spiritüel öğretilerdeki yeri bir yana bu yazıda modern bilimin meditasyona dair araştırmalarına birlikte göz atalım isteriz.


Meditasyon nedir? Genel algının aksine bağdaş kurup baş ve işaret parmaklarını dizlerin üzerinde birleştirerek «om» sesi çıkarmaktan ibaret değildir. Evet, tercihen sessiz bir ortamda, «sukhasana» pozisyonunda, bir «mantra» eşliğinde uygulamak pratiği kolaylaştırabilir. Ama aslında tüm olay önce iç dünyamızdan başlayarak, gözlemci olarak kalabilmektir. Hislerimize ve düşüncelerimize tutunmadan, daha objektif bir yerden, yargılamadan bakabilmek, ve pratikte ilerledikçe bu tavrı günlük hayatımıza kadar taşıyabilmektir.


Uzun yıllar boyunca dizginlerini tamamen bıraktığımız, hatta çoğu zaman bizim onun hegamonyasında hareket ettiğimiz zihni eğitmekse ciddi efor ve süreklilik gerektiren bir beceri.

Dolayısıyla bu pratiğe başladıktan uzun süre sonra dahi hala bir etkisini görememiş, «galiba bu iş bana göre değil» veya «acaba meditasyon bir hurafe mi» noktasına defalarca gelmek yaygın. Bu noktayı aşana kısacık an'lar halinde gelir sonra, belki 15 dakikalık pratiğin yalnızca 3 saniyesinde mesela.

Gelgelelim verdiği haz muazzam, üstelik bilinen en haz veren deneyim olan orgazmdan farklı olarak etkisi saatlerce devam ediyor sonrasında da.


Meditasyon Ne Değildir?

Meditasyonun konsantrasyon olmadan mümkün olmadığı bir gerçektir.

Bununla beraber meditasyon, bir konsantrasyon çalışması değildir.

Bazı kaynaklarda meditasyon teknikleri, konsantrasyon (concentrative) ve farkındalık (mindfulness) gibi iki ana başlık altında toplanmış halde.


Oysa ki bireyin, günlük bilinçten kozmik bilince geçiş yaptığı yolda konsantrasyon (Dharana) ve meditasyon (Dhyana) iki farklı aşamadır, yani konsantrasyon bir meditasyon tekniği olmaktan ziyade bilinci meditasyona hazırlayan bir araçtır.

Bu durum bir çok bilimsel araştırmayı tamamen çarpıtmış, «konsantrasyon meditasyonunun beyin üzerindeki etkileri şöyleyken, farkındalık meditasyonunun etkileri böyledir» gibi tutarsız sonuçlara ulaştırmış. Bu noktada yalnızca farkındalık meditasyonu (mindfulness meditation) özelindeki araştırmaları dikkate alarak devam ettik..


*

Beyin, elektrokimyasal bir organ ve fonksiyonlarını 4 ana elektromanyetik dalga sayesinde yönetiyor. (Bazı kaynaklara göre gama ile beş, iki şekilde de yazımızın gidişatı etkilenmiyor.)


Beta, uyanık kalma, konsantre olma, mantıklı düşünme ve aktif iletişimde bulunma gibi fonksiyonları tetikliyor. Tahmin edeceğiniz üzere günün büyük kısmını burada geçiriyoruz.

Alfa, beynin rahat, sakin, hipnotik fazlara geçmesini sağlıyor. Dikkatimiz bir düşünceye yoğunlaşmaya başladığı anda alfa salınımları kayboluyor.

Ormanda yürüyüş, keyifli bir cinsel birliktelik esnasında ve uykudan hemen önce dominant hale geliyor.

Teta ise derin gevşeme, hayal kurma, rüya görme, yaratıcı aktiviteler yapma gibi durumlarda ortaya çıkıyor.

Araba kullanıyorsanız, mutlaka boş otoyolda giderken son beş dakikanızı tamamen hatırlamadığınızı fark ettiğiniz olmuştur. Hatta bunu dişlerinizi fırçalarken, koşarken, yemek yaparken bile deneyimlemiş olabilirsiniz. Evet, bu kopma anlarınızın sorumlusu teta dalgaları. Yaptığınız şeyi o kadar otomatikleştirmiş oluyorsunuz ki zihniniz bir görevi olmadığına kanaat getirerek kendini ortamdan soyutluyor.

Ve son olarak; delta titreşimleri. Dünyaya ilk geldiğinizde, erişkin halde ise rüya bile görmeyecek kadar derin uyuyabildiğinizde çıkıyor ortaya, biraz nazlı ve kaprisli :)

*

Alfa fazını, meditasyonun giriş kapısı olarak ifade edebiliriz. Bu seviyede beta gittikçe silinir, teta ufaktan salınımlarına başlar. Beyin tetanın etkisine girdikçe düşünceler azalır ve azalır, zihin bu sefer yukarıdaki örnektekinden farklı bir şekilde, ama yine soyutlanmaya başlar.

Bu esnada bir nevi somut benlikten koptuğumuz, hiçlik duygusunu tattığımız bir yerdeyiz. Ayağımızın kaşındığını hissedebilir ve bir kuşun öttüğünü duyabiliriz, bu ikisi arasındaki ayrımı yapabiliriz, ama ikisinin de aslında sadece beynimize sinyal gönderen bir dış uyaran olduğu algısını deneyimleriz.

Düşük alfa ve yüksek teta fazına geçildiğinde artık çok yoğun bir orgazm esnasında ulaştığımız seviyedeyiz,

güzel bir haber olarak;

meditasyonla buranın dahi ötesine gidebiliriz.

Çok ileri seviyelerde o yalnızca bebeklik döneminde ve derin uyku halinde aktifleşen delta titreşimlerini yakalayabiliyoruz. Carl Jung'a göre burası tüm insanlar tarafından paylaşılan kolektif şuur alanı ile temas kurduğumuz haldir.(5) Bu hal içinde az biraz beta, alfa veya teta kalıpları da varsa uyanık kalmak da mümkündür.

Naçizane bir tavsiye olarak, meditasyon sonrası bir süre dış dünyayla iletişime geçmemek idealdir. Zira bu iletişim ne kadar erken olursa, beta fazına geri dönmemiz ve etkilerinin hafiflemesi de o kadar hızlı gerçekleşir.


*

Daha başka neler mi oluyor? Buyurun size meditasyon esnasında beynimiz;


Günlük hayatımızda bir çoğumuz, beynimizin mantıklı ve analitik düşünme, sebep sonuç ilişkisi kurma, planlama ve organizasyon gibi rollerle ilişkili olan sol lobunu çok daha aktif kullanıyoruz. Bunun sonucunda da over-thinking dediğimiz aralıksız düşünce bombardımanına maruz kalıyoruz.

Ve yakın zamanda patlatılan bir balon olarak; sol/sağ beyin lobunun dominant çalışması kader değil. Meditasyonun 15. ve 25. dakikasında yukarıda bahsettiğimiz elektromanyetik dalgalar beynin iki lobunda da senkronize ve dengeli salınımlar göstermeye başlıyor ve nihayetinde eşitleniyor.


Bu dengelenme hali yalnızca iki lob arasında sınırlı kalmıyor üstelik.

Son yıllarda nörobiyolojik araştırmaların gözdesi, beynimizdeki düşünmeyi tetikleme merkezlerinin iki tanesinden de bahsedelim bi minik.


Yazının başında bahsi geçen akıl oyunlarından, zihnin daldan dala konup durmalarından sorumlu olan beynimizdeki Default Mode Network (DMN). Ve doğası gereği spesifik bir şeye odaklandığımız anda devreden çıkıyor. Kendini işe güce verenler, daha sağlıklı bir seçim olarak hobi edinenler bu merkezi bu şekilde bloke etmeyi seçenler. Düşünmeye ara vermek için fena bir yöntem değil, fakat bunların da kendi içinde farklı götürüleri var. Üstelik meditasyonun DMN üzerindeki etkisi herhangi bir task-oriented aktiviteden de daha fazla.(4)


Ve tabi, meşhur Amigdala.

Yeri beynin orta temporal lobunda, görünüşü kabuğu soyulmuş badem formunda.

Bakın şöyle görünüyor hatta;


Görselin böyle olması tesadüf değil. Amigdala korku ve endişe duygularını ateşleyen merkez. Geçmiş deneyimlerimize ve gen aktarımıyla gelen bilgilere istinaden o güne kadar depoladığı bilgiler ışığında otomatik tepkiler vermekten sorumlu. Yılan gördüğümüzde korkuyorsak, patlama sesi duyduğumuzda endişeleniyorsak bundan. Gelgelelim her şey gibi amigdalanın da fazlası zarar. Öyle ki tek bir travmatik duygusal ilişkinin ardından «tüm kadınlar/adamlar can yakar» sonucuna vardırabilir, hayatınız boyunca bi yenisini yaşamanıza engel olabilir.


Bu kadar alarm halinde ve böylesine korku ve endişeyle dolu yaşamanın etkilerini tahmin edebiliriz. Beyin durmaksızın yeni teoriler üretir ve zamanla etrafınızdaki her şey tehlike olarak gözükecektir. Panik atak, posttraumatic stres bozukluğu, bipolar bozukluk gibi hayat kalitesini düşüren hallerin gelmesi gecikmeyecektir.

Evet, meditasyonun beynimizin düşünce fabrikası amigdalanın aktivitesini radikal şekilde azalttığını, hatta zaman içinde hacmini bile küçülttüğünü biliyoruz.(7)


Düşünceleri dost edinmek, bize hizmet eder hale dönüştürmek mümkün. Bunun içinse öncelikle kendimizi düşüncelerimizde özdeşleştirmememiz gerekiyor. Meditasyona ayrılan zaman, bize misliyle olumlu geri dönüş barındırıyor.

Bir Zen deyişi diyor ki

her gün 20 dakika meditasyona oturmalısın. Eğer çok meşgul değilsen.. O halde 1 saat oturmalısın.

*

Kaynaklar:


1. Cahn, B. Rael, and John Polich. "Meditation States and Traits: EEG, ERP, and Neuroimaging Studies."Psychology of Consciousness: Theory, Research, and Practice 1.S (2013): 48-96. Web.


2. Charleson, James Anderson. "Experience Personal Fulfillment and Achieve Your Life's Destiny." Place of Publication Not Identified: Liferich, 2013. Print.


3. Chiesa, A., and A. Serretti. "P02-335 - A Systematic Review of Neurobiological and Clinical Features of Mindfulness Meditations."European Psychiatry 25 (2010): 1044. Web.


4. Garrison, Kathleen A., Thomas A. Zeffiro, Dustin Scheinost, R. Todd Constable, and Judson A. Brewer. "Meditation Leads to Reduced Default Mode Network Activity beyond an Active Task."Cogn Affect Behav Neurosci Cognitive, Affective, & Behavioral Neuroscience 15.3 (2015): 712-20. Web.


5. Khare, K. C., and Shashi Kant Nigam. "A Study Of Electroencephalogram In Meditators." Indian J Physiol Pharmacol 44.2 (2000): 173-78. Print.


6. Lagopoulos et al. Increased Theta and Alpha EEG Activity During Nondirective Meditation. The Journal of Alternative and Complementary Medicine, 2009; 15 (11): 1187 DOI: 10.1089/acm.2009.0113


7. Taren, Adrienne A., Peter J. Gianaros, Carol M. Greco, Emily K. Lindsay, April Fairgrieve, Kirk Warren Brown, Rhonda K. Rosen, Jennifer L. Ferris, Erica Julson, Anna L. Marsland, James K. Bursley, Jared Ramsburg, and J. David Creswell. "Mindfulness Meditation Training Alters Stress-related Amygdala Resting State Functional Connectivity: A Randomized Controlled Trial." Soc Cogn Affect Neurosci Social Cognitive and Affective Neuroscience 10.12 (2015): 1758-768. Web.

62 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Ecstatic Dans

Ayawaska

Comments


bottom of page