top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıNoor Tribe

7 Günlük Su Orucum

Güncelleme tarihi: 29 Mar 2023

Önceki yazıda su orucunu genel hatlarıyla ele almıştık. Bunda ise şahsi sürecimi ve deneyimlerimi paylaşıyorum. İlk yazıya epeyce gönderme yapacağım için buraya tıklayarak önce ilkini okumanı tavsiye ederim.


Ben oruca başlamadan önce detaylı kan tahlili yaptırdım, bir süre holistik beslenme uzmanıyla çalıştım ve biofrekans ile tüm organlarım analiz edildi. Su orucu tutmamda herhangi bir sakınca bulunmadığını bir uzmanla teyit ettim.

Paylaştıklarım çeşitli araştırmalar çerçevesinde olsa da kendi bedenime özgü uyarlamalar içeriyor. Her beden kendine özgü olduğu için bu yazı kesinlikle bir sağlık tavsiyesi değildir ve oruca başlamadan önce mutlaka bir uzman görüşü alınmalıdır.


1. Gün


Bir gün önce son öğünüm olan bol zeytinyağlı semizotu salatasını 19:30 ‘da yemiştim. Gün içinde iki fincan kahve ve 3 litre su içtim. Öğleden sonra gelen açlık atağı dışında epey rahat geçirdim.

Sabahları yaptığım nefes ve vücut açma pratiği yaklaşık yarım saat sürüyor, ardından Nerva uygulaması üzerinden İBS (İrritabl Bağırsak Sendromu) hedefli hipnoterapi seansını dinliyorum.

3 farklı Kundalini tekniği uygulayarak akciğerlerin alt, orta ve üst kısımlarına odaklandığım nefes egzersizimi bu videoda görebilirsin.


Ev sahibim Cem yan evimde oturuyor, o da aralıklı oruçla ketojenik beslendiği için konuya epey hakim. Kendisi bir serbest caz müzisyeni ve ezoterik ilimlere de oldukça meraklı. Akşam antik Yunan tarihinden, dinlerin kökenine, psikotrop bitkilerden ve varoluşa geniş bir yelpazeye yayılan muhabbetten sonra 20:00 civarı uyuyakaldım ve tam 12 saat uyumuşum.


2. Gün


Sabah 8’de uyansam da yataktan kolay çıkamadım. Açlığın bir yan etkisi olarak düşen tansiyon sebebiyle doğrulduğumda başım dönmeye başladı.

Bu bir hafta boyunca tütün de içmemeye niyetliydim fakat uyandıktan 2 saat sonra kadar müthiş bir aşermeyle karşı karşıya kaldım. İçmeye ve her aldığım nefesin bedenimdeki etkisini an be an izlemeye karar verdim. Çok uzun zamandır bu bağımlılığın kökenini anlamak niyetindeyim.


Her nefeste hızlanan nabzımı dinlerken, bu bağımlılığın tütüne değil strese olduğunu fark ettim. Özellikle her şey yolunda gittiğinde yoksunluk hissediyor bu yolla vücudumda stres hormonların salgılanmasını tetikliyorum. Strese bağımlılık kulağa çok absürt gelse de gerçek. Artık asıl odaklanacağım alanı biliyorum.


3. Gün


3. güne geldiğime inanamıyorum! Burası benim için bir kilometre taşıydı, eğer kendimi çok rahat hissetmiyorsam 3. günde orucu sonlandıracaktım.


Bir önceki gün yine akşam erkenden uyuyakalıp, 12 saatlik uyku ardından gündoğumu ile uyandım. Gün içinde açlık atakları ilk iki gündeki kadar sert gelmedi, bu vücudum tamamen ketozise ve otofajiye geçmiş demekti. Kendimi o kadar zinde hissettim ki 20 dakikalık dik bir patikadan denize indim, bir o kadar da yüzdüm ve o patikayı geri tırmandım.


Oruca devam etmeye kararlıyım!


4. Gün


Gece fırtına çıktığı için ve bolca kabus gördüğüm için güne zorlayıcı bir ruh haliyle uyandım. Kendimi çok yalnız, mutsuz ve endişeli hissediyordum. Orucun zihinsel temizliği de başlamıştı yani.


Toparlanıp Eski Datça’da pek sevdiğim Noema Cafe’ye gittim. Hem tatlı muhabbetleri, hem elleriyle demledikleri kahvenin sıcacık ilk yudumu içimi yumuşatıverdi. Birkaç saat burada oturup çalıştıktan sonra hala açık olan birkaç dükkanı gezdim, sahipleriyle muhabbet ettim ve kendime bir butikten kristal kolye hediye ettim. Oruç süresince etrafındaki duygusal destek sağlayan canlılar en büyük kolaylaştırıcılar.


Yorgun hissetmeme rağmen gece 12’ye kadar uyuyamadım. Öğleden sonra karnım şişmeye başladı ve akşam mide bulantısı ile hafif ağrı hissettim. Bu aslında bedenin artık zararlı bakterileri sindirmeye başladığının bir göstergesi olabilir. Öte yandan 3 gün sonra ilk kez içtiğim kahvenin de etkisi olması hayli muhtemel. Yarın yine bir fincan kahve içip etkileri gözlemlemeye karar verdim.


5. Gün


Cumartesi gününün de avantajıyla sabahki nefes ve yoga pratiklerim ardından uzun zamandır merak ettiğim Knidos antik şehrine gittim. Sırf beni oraya götüren yol üzerindeki manzaralar için bile defalarca gidilmeye değer.

Kendimi tekrar zinde hissetmeye başladım, 2 saat kadar tüm antik şehri gezip Palamutbükü’nde de kısa bir yürüyüş yaptım. Ardından deniz kenarındaki kafelerden birinde oturup yine bir fincan kahve içtim.


Öğleden sonra bana epey şaşırtıcı gelen bir şekilde kaka yaptım! 5 günlük açlık ardından bu artık bağırsaklarımdaki son kalıntılar olmalı, harika :) Ardından şişlik ve hafif böbrek ağrısı başlayınca kalan günlerimde kahve içmemeye karar verdim.


Gece ise epey zorlayıcıydı çünkü sabah 4’e kadar uyuyamadım. Uykusuzluk çok beklenen bir yan etki, beynin hayati tehlike sezerek “uyuma ve yiyecek bul” deme şekli. Ve bu sinyal, bağırsaktaki parazitler tarafından tetikleniyor. Oruç süresince popülasyonu fazla artmış parazitler kıtlık yaşadıkları için bizi böyle manipüle edebiliyorlar. İnsana tüm irade ve kontrol konseptlerini sorgulatan bir mekanizma.


Uyuyamayınca en yapılmayacak şey ekrana bakmak elbette ancak açlık, yorgunluk ve uykusuzluk birleşince başa çıkmakta çok zorlandım. Böylece ne kadar süreceğini bilemediğim uykusuzluk atakları için Lord of the Rings üçlemesine baştan başladım :)


6. Gün


Gece uyuyamasam da sabah gün doğumuyla uyanmaya devam ediyorum ve bu bünyemi daha çok strese sokuyor. 6. gün fiziksel ve mental olarak en zorlandığımdı, tüm gün uzandım ve kısa şekerlemeler yaptım. Rüyalarımda bile o kadar çok psikolojik çözümleme yaşıyorum ki saatlerdir muhabbet etmişim gibi uyanıyorum. Akşam üzeri aloe vera, zencefil, kekik ve limon suyu ile yaptığım meyve suyunu içtim. Böylece midemi ertesi günkü oruç açma sürecine de hazırlamış oldum.


Hücrelerimize, DNA’mıza ve tüm bilincimize işlenmiş bazı korkular ve endişeler fazlasıyla görünür hale geldi. Modern toplumlarda açlıktan ölmek artık bir risk değilken bu korkuyu böylesine güçlü hissetmek, bedenim üzerindeki kontrolümü sorgulamak kendimle olan ilişkimi de gözden geçirmeye götürdü. Bunu fark etmek için psikoterapi ile birlikte somatik beden çalışmaları çok etkili. Bu yüzden oruç boyunca aksatmadan videodaki 15 dakikalık hafif yoğunluklu egzersizi uyguladım. Kaslarım ve eklemlerim ısınırken, bağ dokum gevşeyerek sinir sistemimi rahatlattı.



7. Gün


Gözler yaşlı, günlerdir hayalini kurduğum an geldi :) Abartmayayım, son gün hariç tahmin ettiğimden çok daha rahat geçirdim. Sonlandırmaya ise daha hazır olamazdım!


Bu kısmının ne kadar kritik olduğundan bahsetmiştim. Uzun süreli oruçlardan yanlış biçimde çıkılması “yeniden beslenme (refeeding)” denilen sendroma sebep olarak metabolik hastalıklara yol açabiliyor.


İlk öğün için büyük bir kase sebze suyu veya rondodan geçmiş sebze çorbası ideal. Ben doğradığım iki kabağı, bir tatlı kaşığı domates salçasıyla hafif kavurduktan sonra üzerine 1 büyük domates doğradım, 3 dakika sonra da 1 bardak su ekledim. Önce sadece suyunu içip 2 saat sonra da tanelerini yedim.

2. öğün olarak kaynatılmış ilikli kemik suyu içmek hem bağırsak zarını yenilemesi yönünden, hem zengin besin değeri yönünden mükemmel olabilir. Ben akşam yemeğimde bol yeşil salata ile denizden avlanmış levrek yedim -hayvansal gıdaların doğal ortamında yetişmiş hayvanlardan tercih edilmesinin önemini önceki yazıda paylaşmıştım.


*


Bu orucun bana en büyük hediyesi, kendimi “gerçek” bir stres altına soktuğum anda, “illüzyon” stres unsurlarının çözünmesi oldu. Çalıştığım iş, sahip olduğum beden, içtiğim çay hiç olmadığı kadar mükemmel hissettirdi.

Ağzıma aldığım ilk kabakla birlikte gözümden bir damla yaş süzüldü. Bize bahşedilen nimetlerin değerini, sıradan görüp alıştığımız için unutuyoruz. Şımarık bir nesiliz kabul edelim. Bunu dönüştürerek evrimin üst basamaklarına çıkmamızı sağlayan konforlu zemini görelim.

333 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Ecstatic Dans

Ayawaska

Comments


bottom of page